Cevizin kabugunu kırıp, özüne inemeyen, cevizin hepsini kabuktan ibaret zanneder...O yüzden sen gene sarmala ruhunu, özgür bırak...hayatı yaşayanlardan ol....seyredenlerden değil...
a benim,eski defterim,tutunamayan sözcüklerim,kalkamadan ayağa düsmelerim,yine bir düşüş, gene bir varmiş bir yokmuş .. şimdi ne tarafa dönük ki yüzüm.. ah iste aynadan sesleniyor bir...
Artik sadece ıssız çerceveden bana bakan fotoğrafsın desem eflatun düslerimde anılarımla sallanan,siyah beyaz bakan.. Ama nafile inan/diramazsın....
sorgulama değildir aşk,tahmin ötesi ihtiyacın gölgelerine sığınarak, harf devrmi yapmak da değildir..Anlatmaya çalistikca geçmişi, sevdanın aralığında anlamsızlaştirmak herseyi....Neden bir ispat var sözlerde, eksikler varsa sevdanın...
Yetti dedi aşkın anatomisi ve dağıldı sarap, kirlendi oda.. ve kirlendi aşk...herkes payina düseni aldi... tüm ukdeler besinci mevsimlerin cığlıklarında kaldi.
En solgun ikliminden gecerken mevsimlerin, denizlerin öbür yanini gören gözlerden seyrettim boğazicini....terkettigim tüm solgun yoksul anilarim aydinlatti boğazin isiklarini...bağısla beni anilarim....bulamiyorum hic birinizi biraktigim...
Hasret ile vuslat arasindaki patikada .yalnizlik kayrasiyla zenginlesirken satirlar... tinisini sevdasindan almis hos bir fon esliginde dinledim yalnızlığımın sesini....gercekte kim kime hasret.? Kim kime yitik....?...
Belki de bir düs kazasinda yitirdik düslerimizi...şimdi her bir siirlerimiz de masum bir suc ortağımız....demlenirken zamanin yitiminde,yalpalarken aynalarin bugusunda...kan akitirken sizofren acilarimizin kuytularinda anladim ki.......
Doğadaki dengenin kapasitesini bozmama adina, ışık gölge oyunlarini iyi ayarlamaliyiz ki sorunun çözümünü bulalim.. aksi takdirde sorunun çözümü değil parcasi oluruz... ve sizofren gecelerin koynunda...
Tutunamadiklarimiz mi dir bizi hayal aynalarda konusturan... yoksa "ben" ile biz"in, hayal ile gerceğin,yanlis ile doğrunun gizemin de mi yatiyor dokunamadiklarimiz ... ve fesleğenlerin kokusunda,kilitli...
Yalnızlığın, fuayesi olmadigi gibi....adı da yok...sadece, değisen vitrinleri var...bir kasimpati hüznünde çoğalan yalnizliklar,bölünürken tebdili mekana, sözün bittigi.. siirlerin konustuğu.. özlemlerin toplandig iyer olur hamile yalnizliklar....dil...
Deliyi anlamak delinin işi, veliyi anlamak velinin işidir dememisler bosuna....ama dünyanin döndüğünü... döne döne kendimize vardigimizi ve dokunduğumuz her şey de bir teslimiyet olduğunu bilmekte...
Böyle kac umut parelenecek? Sözün sessizligi asili kalirken dualarin mabetinde ,ic ses hareleniyor yalnizligin harebelerinde.ve..kalem sufle veriyor kalbin ağrısındaki bozgunlara.. anladim ki acılar yarısamaz bilirim...
Ah sonbahar...nasıl da hüzünle tütsülenip ,siirlerin sorgu odasına konuk oluyorsun..en güzel sonbaharda ağlanır dense de şiir gecmişin kulacsiz dar labirentlerinde zaten ağlıyor ,,,,sonbahar sadece vokal...
Neyi yaşamak istiyorsan onu yaşa asıl amaç hayatı farkında olarak yaşamak...anlamak mı? yaşamak mı? hangisinin lezzeti daha tad bırakır yüreğinde..düşünmeden konuşulmazmış hatta resim bile yapılmazmış...düşünmeye...
Sahi neye benziyordu gecenin rengi ...ve örtüsü ne kadar sariyordu bedenini..sepetinde ki oyuncaklarını kariştirir gibi...ve ayağına yatmiş bir cocuğu sallar gibi ne kadar sahipleniyordu kurduğun...
Eftlatun sevdalar aldatır insani...Rengi olmamali sevdanin.. hele bi de renk körü isen yandin...kırmızı ile yeşili ayirt edemez ...siyahin gazabina uğrarsin...gökkusağının bütün renklerini barindirmali insan yüreğinde..aksi...
Seni tutan da.. yutan da hayattır... sana engeli koyan da....Asıl çaresizlik bizi yutan karadelikleri kapatmayi bilememizdir...hayatın neresinden yapisirsak ordan tutar hayat bizi.. nankör değildir aslinda.....
Hayat hükümsüzdür aslında... neye paraf atarsan ondan sorumlusun...Hayat nefes aldığın kadar, sevdiğin de sevildiğin kadardır o kadar baska ötesi yok.
Yarım kalan masallar ayrılık şablonunun derinlilklerinde öylesine yerlerini değiştiriyor ki... inandığın.. inanmak istedigin hayallerinin içinde hasretle bütünleşiyor...ve adını umut koyduruyor...
Tüm makamları aşkın tefekkürü ile nice özlü sözlü hayallerle süsleyip ......gerceklerin içinden çıkarip ayrılık makamı ile de birleştirip bir fanusun icine mi yerleştirsem...... adını da...
Her sabah bir eksik uyanmiyormuyuz ,,,,,,,keşke dünyaya gelirken, bir de bu hayatı kullanma kılavuzunu da elimize verselerdi...Hep bir yanimiz eksik, anilar eksik,yaşayamadiklarimiz eksik,bu eksiklikler zinciri...
Ahh o keskeler….yikim gibi gelen yalnizliga düsen cemreler...ve sabaha uyanamayan yildizlar… Şiir muglak,…divit islak,… siirde dolasirken, sairin parmak izleri,… saklanmis siirin arkasina, gece düsleri… gidenin...
Düşler mi cok uyanik, düslerden düsen üşüyen ruhlar mi cok saf...ama gene de rahmet yağsın düslerimize...nasil sa uyutulmaya alişildik....