23/6/2007 - sürgün yemiş gecelerden...

Kategori: Siirlerim

 

Baskın yemiş tutuklu gibi,

yasaklı ruhun izlerini taşıyorum…

ayışığı, sürgün yemiş gecelerden gülümserken,

ayaklarına pranga vurulmuş yalnızlık,

katran yitmelerden kadranını bileyerek,

ayrılık senfonisini fısıldıyor…

yüreğime düşen kırçiceklerin inadına..

notalar eksik,makam kopuk,

dinleyen dinletenden yorgun….

hüznü sonbaharı yaşıyor gönlüm..

kırık ezgileriyle birlikte..

kelimeler yorgun…

sözcükler anlamlarını yitirmiş…

kalem suskun….

susma hakkını kullanıyorum…

sus deli gönül…

bıçak sırtı geçmişe inat…

gördüklerin göreceklerinin kefili …

hissettiklerin hissettiklerin bedeli..

yazmak … konuşmak çözüm olsaydı şayet…

sen bunları çoktan dile getirirdin elbet…..

O yüzden gene hayata geç teğet…

mutluluk hakkınsa eğer…

yaşadıkların yaşayacaklarına değer…

her şey masalmış anlatılandan meğer…

buzdan gözyaşları…

heykelden resimler çizmekse hüner…

gönül bunları istemese de resmeder

kumdan kaleler…yapbozdan oyunlar

hayat bu işte!...

bazen kandırır, bazen de böyle oyalar…

yaş vucudun altında bükülür…

geçmiş, kambur olup karşında dizilir…

yaşanılan tüm hatıralar,

zamanın akışına yenik düşer silinir…

hayat tekerrür…

yaşam alnına yazılmış bir mühür…

sen ise bunları yaşıyorsun melul melul…..

İsyan etsende...

aynalarla küsende….

takvim yapraklarınla barışmasan da …

bu ben değilim desen de …

Fiziğin de, metafiziğin de budur aslında……..?

 

Yorum (25) :: Bağlantı

11/5/2007 - Çal kalemim,oyna kelimelerim

 

Sözün bittiği yerdeyim.

İçimde sakladığım tüm cümleler, kekeme bir lisanla ,

çözemediğim soruların cevaplarını arıyor.

Gecenin karanlığında , boğuşurken kelamsız kelimelerim,

cebelleşiyor, düşlerimin ortasından sırıtan sanrılarım.

Tüm ölü hücreler yüreğime dokunurken,

bir yaprak düşüyor dalından.,

yüreğime düşen kardelenlerle birlikte.

bir hazan mevsimi kesişiyor,

hüzne istikamete yol alan bir yolun başında.

Bir tomurcuk gül fısıldıyor,

koca bir bir ömrün nasıl da örselendiğini,

nasıl da ertelendiğini.

Zihin canavar bir bellek,

depoluyor arşivde ne varsa,kayda düşüyor geçmiş.

Bilir kişi edasıyla önüne dikilen zaman,

nasıl da acımasız nasıl da oyunu kuralına göre oynuyor.

Hayır Tek kişilik perde ve bu fragman benim sahnem değildi ki

Ben bu oyunu hakketmiyorum.

Perde kapansın!

Herkes gerçeklerinin içinde ait olduğu yerde kalsın

İşte tahammülün bittiği yerde isyanlar başlarmış,

isyanın olduğu yerde de çırpınışlar.

Su derin, deniz depderin,

Yüreğim ise,sığ bir başlangıcın ayak izlerini çizerken kuma,

yüreğim işliyor ruhunu, depreşmiş satır aralarına.

Çal kalemim hüzzam makamını,

oyna kelimelerim hiç durmazcasına .

Kalem çalar, kelimeler oynar,

bir deli yürek işte böyle kendini oyalar.

Söz çok, anlatacak yürek yok.

Yoklar içinde varsan şayet,

böyle de köşeye sıkışırsın elbet.

Haydi çık artık derin dehlizlerin içinden,

yoksa ne çekeceksen çekeceksin , sen  bu dilinden.

Dil keskin, dil paslanmış,

dil söylenecek sözlerin gerisinde saklanmış.

Görünen zahiri değil ,

hissettiklerin de mübalağa değil.

Haydi yor artık kelime oyunlarını,

 dinlendir yüreğinin en güzel yerinde,

Bak artık kendinde alay ediyorsun içindeki senle.

Yüzler birbirinin içine girmiş,

kalpler layık olmayan gönüllerin ellerinde kalmış.

Bir varmış bir yokmuş

kimbilir yaşanılanların çoğu da masalmış.

Belki de anlatandan çok anlayana bir sazmış.

Haydi bağlamam, dokun bam teline,

Ne olacaksa olsun ,göreyim dünya gözüyle.

 

 

Yorum (10) :: Bağlantı

11/5/2007 - Cesur olmanın edası,dürüst olmanın sevabı

 

 

Ne anlatırsan anlat, anlattığın karşındakinin algıladığı kadardır.

İstediğin cümleleri sırala,düşenebildiğin kadar alternatifler üret

ve bunların en uygun lisanla sırala, gene de duymak istediklerini alacak, istemediklerini beyin reddedecektir.Bazen ne de çırpınırız anlatmak için, anlaşılamadığımızın sıkıntılarını yaşarız.En çok da kendimizi anlattığımızı sanarız.Cesur olmanın edası, dürüst olmanın sevabı ile yaklaşırız

oysa ki verdiğimizin yarısını bile alamayız.

Karşımızdakini kendimiz gibi düşünüp, onun adına karar verirleriz.

Herkesin içinde bir ben olduğunu da unutur,

bizler arasında kayboluruz.İkili ilişkilerde gönül ilişkilerinde hep ben

merkezci olur, bizim yörüngesine ayak izimizi bile sokmayız.

Doğamızda olan bu yaradılış, insan olmamızın verdiği derin sancı ile

nöbetlere girerek, nevrotik döngülere teslim oluruz.Bazen gizli bir deli,

bazen de el değmemiş gonca gülün izlerini taşırız.

Nedenler-Niçinlerle çakışır,Sıfatlar ile izdivaç yaparak,

soru işaretlerinin arasında boşanırız.

Ünlemler ile de geri kalan hayatın içinden, elde kalan virgülleri ayıklarız.

Ve üç nokta ile de yaşamı sonlandırırız

Yorum (0) :: Bağlantı

20/4/2007 - Geceye Tuzak

Kategori: Yazilarim

 

 

Kimbilir,göçlerini yaşadığın , kaçıncı iklimlerdesin şimdi.

Gecenin tuzagını yalnızlığına yoldaş ederken,

 mazi derin bir sızı eşliğinde, süzülür gecene.

Alt beynin, tırmalarken  en kuytu köşeleri,

 yalnızlıgın, en yalın haliyle durur karşında..

Dolaşırken düşlerinde, düşlerin düşündüklerinden kayıp,

duyguların yaşadıklarından naif.,

Odanın duvarları gelirken üstüne,

soğuk mermerlerden bir resim dikilir karşına

Eksik bir şey var bu resimde dersin.

bakarsın,görürsün ama dokunamazsın...

Derken, bir ses böler seni geceden,

şehrin motor sesleri ile karışır düşüncelerin.

 Pencereden dışarı süzülerek,

her bir yanan sönen ışıklara bakar,

giden arabaları sayarsın.

Her bir gidenin ,bir yere vardığını düşünürsün,

Sonra kendinin hala ,o başlangıç çizgisinden,

çok adımlar gitmediğini görür, hayıflanırsın...
Takılır gözlerin karşı evin camlarına,her bir ışıkta,

 her bir karede ne hayatların yaşandığını düşünürsün.

Ve herkesin de kendi kaderini yaşadığını.Kendini düşünürsün, yaşadıklarını ,yaşayacaklarını.Yaşamla alıp vermelerin başlar,

pazarlıkta anlaşamazsın..

Geceye tuzak bir lisanla, mağlubiyetlerin  belirir gözlerinin önünde.

Maglubiyet kulağına ,yalnızlığını fısıldadıkça,

idmansız galibiyetlerini, ruhunun derinliklerinden tek tek toplayıp,

çırıl çıplak düşlerinin koynuna yerleştirirsin.

Doğmamış güneşin sabahında,

 ayazda kalmış, seyyah yolcu gibi beklersin ,

 düşselinin ayşığına calan suretini...
Sonra herşey o kadar yalın bir biçimde gülümser ki sana,

lacivertten bozma akşamlar,

karanlığa devinen başıbozuk kelimelerinlebirlikte,

 yüklemini kaybetmiş bir öznenin nidaları ile dolaşırsın,

kendinin de ne anlama geldiğini bilmediğin satırlarda,

kalemin yalnızlığınla oynarken,

zamansız devinimlerin,

mekansız düşsellerinle sende kelimelerinle oynarsın...
En çok da "kendinle" oynadığının bilincine vararak...  

 

Yorum (6) :: Bağlantı

18/4/2007 - Anıların teslimiyeti

Kategori: Sayiklamalarim

 

Her iklim kışa teslim,boransız fırtınalar esiyor
Yürek dolu dizgin, görkemlerin eşliğinde, bir çınarı deviriyor,
İklimler tanık, tarih şahit,yürek zapta geçmiş tutanak
Yaşanılan, kendi sayfasında bir tarih
Esme ey deli rüzgar...
Yürek çeperinden çıkmış,anıların teslimeyetinde 
O anılar ki kopmuş dallarından,yaprakları kurumuş
Susuz kurak çöllerin,dibindeki yakarışlara siper olmuş
Sen gücün kollarında ,dolunayın doruklarında iken
Zihnin dar kayıtlarındaki ,tutanaklarındasın şimdi.
Vakit seher vakti,yürek pusu kurmuş,çakalların gölgesinde
Bir vakit selam duran ayışığı...
Şimdiler de buzul lacivert akşamların resmini çiziyor..
Ortasından geçerek acının
Tarıyor yürek ,yangınlarının atış alanını..
Yürek mavzer tüfeği,yürek yangın,zihin bulanık
Bilinçaltı ise, darmadağınık...
Yokla kendini altbeynim...dehlizlerindesin ayyaş akşamlarının,
Bir beden büyük geliyorsun, bedenime sarılan giysim...
Ruh yorgun, beden takatsız,
Deli gönül ruh gezintisine çıktı,böylesine karalıyor umarsız...
Dil söylüyor,kalp doğrulamıyor,
İkiyi iki ile çarpıyorum,her halukarda dört ediyor...
Yaşam beni oyalıyor ,ruh ta yüreğe deli saçmalıkları depoluyor...
Yaz gönül,nasıl olsa bu yürek kendini iyi kandırıyor.....
Kandırılışlarım, kandırılmaların eşliginde
Bir replik okunuyor gözlerimin önünde...
Yaşam sufle,yaşananlar; hayatın içinden sunulan bir bukle...
Al gönlüm, serenat akşamlardan bir buse,
Kıyılarından geçerken yalnızlığın,akşamdan kalma bir ezgi,
Diz adım adım midye kabuklarını , okyanuslarından gizli...
Sal huzur dolu limanlara...Ak yelkenli gemiler getirsin ,o düşlediğin diyarlara

Yorum (1) :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Forumdan...




Sohbette Kim Var?


Kategoriler

  • Makalelerim
  • Sayiklamalarim
  • Siirlerim
  • Yazilarim



  • Arkadaşlarım

    musateker
    cehennemgardiyani
    yuxexesim
    yagmurluadam
    siyahdusum
    netmaymunu
    hayalleringemisi
    paranteziciguncesi
    fezzan
    mizahyildizi
    nursalkimi
    YanikSevda
    ipeksol
    kalemhane
    Kleopatra81
    enci
    ssiyah
    cekirge
    dilsizmutercim
    huzunadasi
    kurbanist
    hayaliperde
    sonsuzmektup
    deathdiary
    simsiyahyinehertaraf
    dergahli
    bilisimkenti
    HiaXisEytAiN
    yagmurtuana
    hazanmevsimi
    FikretSimsek
    gokkusagindanonce
    kaybolusculuk
    leyll
    azze
    maisiyah
    rahlle
    kevserbanu
    HAYALAYNA
    avonla
    Kalbiminkalemi32
    seththeking
    mihri
    nilnilseven
    siirci1310
    psiqoLady
    hephuzun
    kehkesani
    1sessizgemi3
    GozlerindeSakla
    kelepceliyimbensana
    jupiterclub
    enci2
    umudayolcular
    AydakiAdaM
    incesan
    YasakSokak
    aksitabraxas
    lovecharm14
    SaHRa54
    enciyadaenci
    yezdanla
    doymadimsana
    siyasiyasi

     






    Copyright (c) 2007 Kayıp Düşler