Sus ve dinle! Gece kurmuş sölenini zaten, konusmaya ne hacet! Düserse kelimeler ayışıgına, yıldızlar gizli özne olarak anlamını yükler.
İste gece,iste hayatin cekim ekleri...
Ben ise; devrik cümlelerimle,imla kurallarini ihlal eden, sözcükler silsilesi
Kelimeler yitirirse anlamlarini Mutsuzluk en flue renkte acar cadırlarını... Hic mi umudun yok... Sen gene araya hayatin hatirini sok. Nasılsa göreceklerine karnın tok.l
Hani derler ya, "SAGLIK OLSUN..."
Giden gitmis hayhay’la,ömür bitmiş vay vay’la geri kalan ömür geciyor tay tay’la.... O yüzden dön arkana gül kahkahayla..
Çal gönlünden bir seranat, tüm yalnizliklar değilmi dir bayat... onun icindir tut gönlünü rahat... isyan etsen de ironi yapmaya calissan da, önünden akıp gitmiyor mu hayat?......
Sen gene var gücünle kalemini oynat.... oynat ki gece afyonunu patlatsin... Patlat ki bu beden ruhunu rahatlatsın Ama isyan ama ironi, özde yaşadıklarınlasın. Unutma ki herkes kadar sen de "İNSANSIN"
Boslukları doldurmakla geçiyor ömür…. her ihtiyaç bir eksiklikten,her eksiklik ,yarım kalmişliktan, her yarim kalmislik yaşanmamis bir ömürün hayal müsvettesinden ibaret nedenler niçinler,hayirlar evetler yoklar varlar çoklar hiçler eğerler ama lar komut veriyor ve bu komutların kısır döngüsü ile kendimizi kendimiz zannederek belki de kendimiz zannettigimizi zannederek bulmacanın eksik taraflarını hep doldurmaya çalişiyoruz, öznesini aramadan yükleme niçin sorulari sorarak, sözcükler silsilesinde ,terazi yarışı hayat…. Herkes yükünü doldurmakla mesgul….. sanki hiç ölmeyecekmiş gibi… sanki hiç doymamiş gibi… erdem fazilet özbenlik duyglurdan bi haber, teşekkür etmeden hayata , isyan ederek yaradana bir kimlik savaşı bunalımında kireçlenmiş duygularıyla sürdürüyoruz coğu zaman… En çok da özbenliklerimizi yitiren duygularımıza sarılarak…. umutsuzluğun kozasını örerek, kimliklerimizi cüzdanlarımızda unutarak, kalblerimizi ,gönül gözlerimizi kapayarak ,bosluklarin içinde kaybolarak … Ben kimim sorusunun öznesinde yüklemini tamamlayamiş bir bulmacanın eksik tarafını tamamlamaya çalışıyoruz… adına da hayat diyerek… suçu da isyanın gölgesine sıgınıp yaradana yükleyerek… Kader deyip koltuğumuza oturup elimizi yaşamımızın kiyisindan çekerek Ahhh bilmeyiz ki…. beşer zulum eder,kader adaletlik yapar….
Ben ne kadar seni unutsam, Sen o kadar hatirlatiyorsun Ben yaraya takiliyorum Sen kabuğun icinde yara diyorsun.. Ben hayat bir fotokopi diyor, Sen aslinin icinde gizlidir diyorsun…
Taklitlerden sakinmaksa hayat Niye varligim, avuc ici kadar sıcak Geriye sarsaydi hayat Neden bu filmi,tekrar seyretmek muaallak Marifet bu olsaydi sayet Rüzgarin, mahrum birakildigi yerde, Olurmuy du mukadderat
Hakikat, "o"nun gücünün icinde Bizler uyuyoruz, parantez yaşamlarin ertesinde Nerde hakikat klavuzum…? Ben nerdeyim?..acikta kalmiş ruhum nerde? Aslim yaradanin, gücünün dizinde Taklidim uyuyor, aslinin gölgesinde Hadi oyna hayat, taklidimin sirrinda, saklarken gölgemi Sen sobelemeye devam et ,icinde sindirdigin beni Fısıldadı bana ,yaradan gerceği…. Geç kalmişligin nedameti, sararken bedenimi Bir manevi huzur kapliyor, tüm yüreğimi… Değdi hayat,dokundu teslimiyet Hersey ,tozu dumana katmiş, bir külliyet….